EMEKÇİNİN SESİ
Basın çalışanlarını ikiye ayırmalıyız…
1-Kamera önünde ve belirli bir takipçi kitlesine sahip olanlar…
2-Kamera arkasında ve bütün işi üretmek olanlar…
Bu ayrımı neden mi yapmalıyız?
Çünkü kamera önünde ve belirli bir kitleye sahip olanlar, uğradıkları mağduriyeti dile getirebilme, bu sayede destek bulabilme ve hatta bu kötü durumu kendi lehlerine çevirebilme imkanına sahipken, kamera arkasında ve bütün işi üretmek olan arkadaşlarımızın bu imkanı ve avantajı ne yazık ki yok!..
O nedenle bizlerin kendimizden önce bu emekçilerin sesi olmamız lazım…
Çünkü esas mağdur olan kesim, kamera arkasında olan emekçilerdir…
Silinen haberlerden kapatılan sayfalara kadar en büyük emek bu insanlara aitti…
Günde 12 saat ve üzerinde bu mesleğe emek veren meslektaşlarımız var!..
İsimleri toplum tarafından neredeyse hiç bilinmiyor!..
Öyle saf, öyle temiz, öyle güzel bir emek ki bu, yazın 40 derece sıcak, kışın dondurucu soğuk demeden bu emekçiler üretmeye ve halkın haber alma hakkını yerine getirmeye devam ediyor…
O nedenle dünkü eylem ve bu eylemde kamera arkasındaki emekçilerin, kamera önüne geçmesi çok önemliydi…
Hatta bana göre bugüne kadar yapılan en anlamlı, en doğru eylemlerden biriydi…
Emekçinin sesi olmak, emekçinin emeğine sahip çıkmak, onları görünür kılmak ve gerçek üreten kesimi kamuoyunun önünde selamlamak, kendi adıma söylüyorum benim için bir onurdu…
Hepimiz için de öyle olmalı…
Bir bütün olmayız…
Gazetecilik ve gazeteciler sadece kamera önünden ibaret değildir…
Esas emek, esas özveri, esas üretim ve esas temizlik kameranın arkasındandır!..
Buna hep birlikte sahip çıkalım ve onların haklarını hep birlikte koruyalım…


