SENDİKAL ZAFER
Süreçler inişli çıkışlıdır…
Her aldığınız kararın veya her attığınız adımın her kesim tarafından mutlak beğenilmesi mümkün değildir…
Bu bağlamda görünürde hayat pahalılığı, esasta ise toplumsal irademize yapılmak istenen dayatmalara karşı verilen sendikal mücadele çok önemli bir zafer elde etmiştir…
Süreç içerisinde sendikalara yönelik yapılan haksız ithamlar ve ağır suçlamalar da böylece havada kalmıştır…
Değerli arkadaşlar, toplamda 30’u aşkın sendikadan oluşan bir yapıdan bahsediyoruz…
Bu yapının içerisinde sosyalist çizgide olan da var, muhafazakar ve milliyetçi çizgide olan da!..
Yine bu oluşumda, Kıbrıs’ta federal çözümü savunan sendikalar olduğu gibi, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün en iyi model olduğuna inan sendikalar da mevcut…
Bu denli değişik dünya görüşlerinden oluşan bir sendikal birliktelikten ortaya çıkan ortak mücadele ve sonuç, bana göre tarihin en önemli sendikal mücadelelerinin başında gelmektedir…
En son sonuç alınan hangi mücadeleyi hatırlıyorsunuz?
Geçmişte bir yere kadar getirilen mücadeleler ne yazık ki bazı anlamsız iç çekişmeler yüzünden her daim sonuçsuz kalmıştı…
Bu dönemde ise özellikle laiklik mücadelesi ile başlayan, ifade özgürlüğü süreciyle devam eden ve bugüne gelindiğinde ortaklaşan sendikal mücadele net sonuçlar elde etmiştir…
-Çocuklarımızın istismar edilmesini ve kız çocuklarının başının örtülmesini engellemiş bulunuyoruz…
-İfade özgürlüğünü kısıtlayıcı yasaların komite görüşmelerinde ortaya konan mücadele sayesinde hükümet vekilleri dahi bu yasalara onay vermeyeceklerini açıkça kamuoyuna beyan etmek durumunda kalmıştır…
-Ekonomik krizin bedelini direkt çalışana ödetme zihniyetine ve dayatmasına karşı geçit vermedik!..
Bu toplumsal kazanımlar çok değerli ve çok önemlidir…
Geç de olsa ortak mücadele etmeyi, verdiğimiz mücadeleden sonuç alabilmeyi ve toplumumuz adına kazanımlar elde edebilmeyi öğrenmiş bulunuyoruz…
Yarınlar için bu birliktelik, bu ortak mücadele anlayışı ve artık kazanabileceğimize olan inancımız toplumsal mücadelemiz için çok kıymetlidir…
Hiçbir örgütün bu noktadan sonra toplumsal konularda geri adım atma ve/veya bu birlikteliği bozacak saçmalıkları ortaya koyma lüksü kalmamıştır…
Bir birimizin ne olduğunu bilerek ve aynı ölçüde de bir birimize saygı duyarak ortaklaştığımız;
-Bu memleket bizim, biz yöneteceğiz!..
-Toplumsal irademize müdahaleyi kabul etmiyoruz!..
-Dayatmaları reddediyoruz!..
-Emekçiye bedel ödetilmesine izin vermiyoruz!..
-Laikliğimize dokunulmasına müsade etmiyoruz!..
Bu ve benzeri konularda yalpalamadan yürümek artık bu topluma karşı en asli görevimizdir…
Sonuç olarak hükümet ilk gün atması gereken adımı geç de olsa bugün atabilmeyi başarmış, emekçinin hakkını gasp etmeye yönelik olan yasa tasarısı bugün itibarıyla komiteye çekmiştir…
Tüm emekçiler müsterih olsun, biz komite süreci için de tüm örgütler olarak hazırlıklarımızı tamamlamış bulunuyoruz…
Orada da emekçilerin haklarını en net şekilde savunacağımızdan şüpheniz olmasın…
Bu süreçte meydanlara inen, sağlık problemleri yüzünden aramızda olamayan ve özel sektörde çalıştığı için eyleme katılamayan ama kalbi bizlerle olan tüm emekçilere selam olsun…
Bu zafer sizlerin eseridir…
Yine basın emekçilerine de bu süreçte halkın haber alma hakkını kusursuz bir şekilde yerine getirdikleri ve üstün bir performansla sürecin her anını belgeledikleri için kendilerini yürekten kutluyorum…
İyi ki varlar…
Ve son söz, mücadeleye yılmadan, omuz omuza devam…
