Bazı arkadaşlar, Birleşmiş Milletler tarafından masaya konan bir öneriyi, BM’nin keyfine göre açıklayacağını ve “Artık bu da parametrelerden birisidir” demesini bekliyor sanırım…
Yok öyle bir dünya!..
BM, tarafların kabulü olmadan parametreleri kendisi belirlemez, belirleyemez…
Bir örnekle; 1977 öncesinde müzakere süreçlerinde masada resmi olarak “Federasyon” yoktu!..
Bu bir Türk teziydi ve taraflar bu konuda mutabık kaldı, 77-79 Doruk Anlaşmaları’nda da federal çözüm ete kemiğe bürünerek bir BM parametresi haline gelecek noktaya kıvama ulaştı…
Süreç şöyle ilerlemişti;
-12 Şubat 1977 tarihinde, Makarios ile Denktaş arasında yapılan İlk Doruk Anlaşması’nda çözümün iki toplumlu, iki bölgeli federasyon temelinde olması kabul edilmişti…
-19 Mayıs 1979’ta ise, bu defa Kiprianu ile Denktaş arasındaki İkinci Doruk Anlaşması, 1977 mutabakatını teyit ederek müzakerelerin temelini güçlendirmişti…
Ardından ise, 1990 ile 1992 yılları arasında, BM Güvenlik Konseyi’nin özellikle 649 (1990), 716 (1991) ve 750 (1992) sayılı kararları, çözümün;
-Tek egemenlik…
-Tek uluslararası kimlik…
-Tek vatandaşlık…
-Siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu, iki bölgeli federasyon esaslarına dayanacağını açık biçimde tanımlanmış ve bu kararlar “BM parametreleri” olarak müzakere çevresi haline gelmişti…
Görüldüğü üzere masaya bir toplum liderliği veya BM tarafından konan bir önerinin, öyle 1-2 ay içerisinde ete kemiğe bürünmesi imkansız gibi bir şey…
Önce bu öneri taraflarca kabul edilmeli, ardından bir anlaşmaya evrilmeli ve bu anlaşmayla birlikte BM’nin üreteceği kararlarla parametre haline gelmelidir…
Bu da hak verilecektir ki öyle 1-2 aylık değil, en az 2-3 yıllık bir süreç gerektirmektedir…
*
Şimdi gelelim ilk olarak benim kamuoyuna yansıttığım “Geçiş dönemi” önerisine…
Çünkü bazı arkadaşlar, ki çok da severim kendilerini, “Algıdan” ve önerilerin “Uydurma” olup olmadığıdan bahsetti…
Öncelikle, Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman hala makamında ve görevi başında…
Kendisine çok da rahat ulaşabilir ve “Var mı böyle bir öneri” diye sorulabilir…
Ha ona ulaşmak istemeyen varsa, o zaman imkanı varsa Kıbrıs Cumhuriyeti Başkanı Sayın Hristodulidis’e ulaşsın, ona “Böyle bir öneri var mı” diye sorsun…
Cevap nettir, BM taraflara bu öneriyi yaptı…
Detaylarına tekrar girmeyeceğim, bu öneri masadadır, tarafların onayına bakmaktadır…
Birazcık zorlama ile BM’nin, iki tarafında resmi olarak kabul etmediği, hem de kendi önerisi olan bir şeyi açıklamayacağı anlaşılır…
BM asla bu başarısız gidişimi kendi hanesine yazmaz ki hala bu konuda bir başarı veya başarısızlık yoktur…
Dolayısıyla tekrar ediyorum bu öneri masadadır, Kıbrıslı Türk Liderliği ve Türkiye Cumhuriyeti Liderliği tarafından reddedilmemiştir…
O nedenle hiç kafa yormadan, tarihi doğru şekilde okumadan yapılan yorumların kimseye bir faydası yoktur…
*
Yazı biraz uzun oldu ama son olarak, genel sekreterin ilk temas anından itibaren ne yazmışsak hepsi doğru çıktı…
O nedenle de kaynaklarımıza iyi ki güvenmişiz…
Henüz ilk günden ne demiştik?
“Müzakere etmek için müzakere dönemi sona erdi”…
BM artık daha kararlı…
Önce ilerleme, sonra müzakere…
İşte bu “İlerleme” sözcüğünün altı da “Geçiş dönemi” ile doldurulmuştur…
Önce GYÖ’ler ve/veya bu konuda veya başka bir sonuç alıcı konuda mutabık kalınacak, sonra resmi bir süreç başlayacak…
O nedenle karalar bağlamaya, bu ziyareti değersiz kılmaya gerek yok!..
Masada bana göre tarihi bir öneri durmaktadır, iş tarafların samimi olarak çözüm isteyip istememesine kalmıştır…
