Kıbrıslı Türklere “Vatan sevgisi” öğretmeye çalışan kesimi gördükçe insan hem Türkiye Cumhuriyeti’nin, hem de adanın kuzeyinin neden bu halde olduğunu anlıyor…
Kıbrıslı Türkler, tarihin her aşamasında kendini kanıtlamış bir toplumdur…
Osmanlı adayı Birleşik Krallığa bırakıp kaçtığında, İngiliz sömürgesine boyun eğmeyip kimliğini koruyan da!..
EOKA terör örgütüne karşı tüm olanaksızlıklara rağmen direnen ve mücadele edip bu topraklarda varlığını sürdüren de…
1960 Antlaşmaları ile Türkiye’nin ve Türk Askerinin yeninden adaya gelmesini ve söz sahibi olmasını sağlayan da…
Bu vatan için bu topraklara 16 günlük bebeğinden 70’lik dedesine kadar şehit veren de…
Toplu mezarlara diri diri gömülen de…
1963-1974 arası, tam 11 yıl boyunca gündüzleri çalışıp, geceleri nöbet tutarak Türkiye Cumhuriyeti’nin adaya çıkarma yapmasını sağlayan da…
Küçük kız çocuklarının başını örtmek isteyenlere karşı gelip laiklik için sokaklara dökülen de…
Atatürk’ün devrimlerini benimseyip onun ilkelerini sonsuza kadar yaşatmayı görev kabul eden de Kıbrıslı Türklerin ta kendisidir…
Kimse kusura bakmasın ama Atatürk’ün adını silmeye çalışan, küçük kız çocuklarının gelin olmasını savunan, laikliği şeytani bir şey olarak gören zihniyete karşı diz çöküp onlara boyun eğenlerin bu topluma öğretecek en ufak bir şeyi olamaz…
Yahu adamlar senin devletinin kurucusunun partisini bölmüş, cumhurbaşkanı adayını hapse atmış, Atatürk’ün partisini bölüp kendine koltuk değneği yapmış, laik ve çağdaş cumhuriyeti otokrasi rejimi ile dikta bir devlete dönüştürmüş, sen hala kalkıp Kıbrıslı Türklere laf atıyorsun, ders vermeye kalkıyorsun…
Kardeşim, bugün bu topraklarda Türk Bayrağı dalgalanabiliyorsa, bu Kıbrıs Türk Toplumu sayesindedir…
O nedenle herkes ağzından çıkanı tartmalı ve ona göre konuşmalıdır…
Biz hasta bir toplum değiliz!..
Vatan sevgimizi de, dini inançlarımızı da olması gereken seviyede yaşarız…
Bizler için hak, hukuk, adalet ve özgürlükler birer ilkedir…
Laiklik yaşam biçimimizdir…
Bu ilkeleri asla bir birinin içerisine sokmaz, her şeyimizi olması gerektiği yerde, zamanda ve derecede yaşarız…
Günü gelir aynı masada birimiz orucunu açar, diğerimiz birasını yudumlar…
Günü gelir aynı masada birimiz “KKTC sonsuza dek yaşayacak” der, diğerimiz “Bu devlet sahtedir” söyleminde bulunur…
Günü gelir aynı masada birimiz “İki devletli çözüm” der, diğerimiz “Federal çözüm” hedefini ortaya koyar…
Ve de günü gelirse, aynı masadaki bu zıt görüşler, tıpkı geçmişte olduğu gibi farklılıklarını bir kenara bırakır ve toplumsal varoluşu için aynı cephede direnişe geçer…
Biz böyle bir toplumuz…
Kimsenin milliyetçiliğini sorgulamayız, Türklük derecesini ölçmeye kalkmayız, dini inançlarını ne kadar uyguladığını umursamayız, başı açık veya kapalı olana farklı gözle bakmayız, insanları rengine, ırkına, dinine ve diline göre ayırmayız…
Savaşı değil barışı savunuruz…
Çünkü biz Kıbrıslıyız…
Farklıyız…
Ve de defalarca kendimizi ispatladığımız konularda ders almayız, aksine örnek alınması gereken karakter ve kültürümüzle başka haklara ancak ışık oluruz…
