BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in, Kıbrıs ziyareti sırasında sivil toplum örgütleriyle gerçekleştirdiği toplantıda yaşanılanları hatırlıyorsunuzdur!..İki Toplumlu Barış İnsiyatifini temsilen toplantıya katılan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın eski Başkanı Selma Eylem,İnsiyatifin hazırlamış olduğu federal çözüm ve barış talebini içeren ve 100’ü aşkın örgütün imzaladığı ortak deklerasyonu ifade ettiği sırada Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz tarafından konuşmasına müdahale edilmiş ve hakarete uğramıştı…
Hani merak edenler için; Selma Hoca o toplantıda, insiyatifin hazırlamış olduğu federal çözüm ve barış talebini içeren ve 100’ü aşkın örgütün imzaladığı ortak deklerasyonu Guterres’e iletmiş, adamızın bölünmüşlüğünün her iki toplum için mağduriyet yarattığına ancak Kıbrıslı Türkler için bu mağduriyetin daha derin yaşandığına dikkat çekmiş, kuzeyde yaratılan statükonun, bundan nemalananların ve toplumun getirildiği durumun altını çizmiş, dayatma politikalarla getirilmeye çalışıldığı duruma değinmiş, çözüm ve barışın aciliyetine vurgu yapmıştı!..
Ve Ticaret Odası da tam olarak bu konuşmaya müdahale etmiş ve Selma Eylem’e bu noktada hakaret içeren kelimeler kullanmıştı…
Meselenin net ve gerçek özeti budur!..
O günün ertesinde Kalem Kıbrıs Haber Sitesi olarak manşetimizden duyurduğumuz bu olay sonrasında, bu tavrı ortaya koyanlar ‘belki utanır’ dedik ama anladığımız utanmak yerine jurnalcilik yapmayı tercih etmişler…
Geçtiğimiz günlerde Selma Eylem, bu konu özelinde polise bağlı olan Adli şube tarafından aranmış ve ifadeye çağrılmış…
Peki neden adli şube?Siyasi bir konuda normal olarak bir kişiyi siyasi şube arar ancak adli olmayan bu konuda Selma Hocayı adli şube arıyor ve kendisini o toplantıda neler söylediğini açıklaması için ifadeye çağırıyor!..Akıl alır gibi değil!..
Geldiğimiz aşamaya bakar mısınız?Selma Hocaya ulaşan polis, “Elimizde resmi evrak var” diyor!..
‘Şikayet yok ama resmi evrak var’ da ne demek?Yani KKTC ve/veya TC devletleri, “Selma Eylem’in ne dediğini öğrenin” diye polise resmi bir evrak mı gönderdi? Selma Hoca, polisin bunu izah edemediğini söyledi…
Bu arada Selma Eylem bu konuda ifade vermeyi reddetmiş durumda…
Konuyu avukatıyla görüştü, avukatı da polisle temasa geçerek konuyu sorguladı, sonuç olarak ifade vermek zorunda olmadığı da ortaya çıktı…
Bunun adı baskıdır…
Selma Hoca üzerinden tüm topluma gözdağı vermektir!..
Kısa bir süre önce Cihat Yaycı isimli şahsın TC medyası üzerinden yaptığı çağrı da aslında bugün yapılmak istenileni özetlemektedir…
Yayıcı, “Bana verilen bilgiye göre söylüyorum” diyor!..
Kim bu adama bilgi vermiş?Bana bilgiyi o toplantıya katılan kişiler vermişti ve ben de bunu manşete taşımıştım…
Bu da demek oluyor ki, bu adama da bilgiler o toplantıya katılanlar tarafından verilmiş!..
Zaten adamın açıklamalarının sonunda kurduğu “Orada neyse, bazıları çıkıyor diyor ki, sen ne diyorsun falan diyor” cümlesi, bu bilgileri paylaşanları resmen ele veriyor…
Yine adamın konuşmasındaki “Kanun yok mu kardeşim” sorgulaması da, Selma Eylem’in neden polis tarafından ifadeye çağrıldığını açıkça ortaya koyuyor!..
Adam üzerine basa basa diyor ki, “Bu sendikalara para Türkiye’den gidiyor. Türkiye bunlara parayı kesmeli. Bunları kapatmalı”…
Ve bu da istek ve arzunun itirafı niteliğinde!..
Kıbrıs Türk Toplumunu tamamen susturmak istiyorlar…
Kim konuşuyorsa ona yönelik baskı ve tehdit oluşturmaya çalışıyorlar…Tekrar ediyorum, bu topraklarda, bir sivil toplum örgütü temsilcisi, bir toplantıda söyledikleri için adli şube tarafından ifadeye çağrılıyor!!!
Geldiğimiz nokta bu!..Ve Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a sesleniyorum, bu konuda bir şey yapacak mısınız?
Polisin başını huzurunuza çağırıp, “Bu anti-demokratik uygulamayı neden yaptınız, elinizdeki resmi evrak nedir, sizden bunu yapmanızı kim veya kimler istemiştir” diye soracak mısınız?
Ve de bunu kamuoyu ile paylaşıp bir daha yaşanmaması için ortaya irade koyacak mısınız?
Başka bir yerden beklentim olmadığı için size soruyorum sayın cumhurbaşkanı!..
Çünkü gidişat hiç de iyi değil!..
