Hani bir slogan vardır, “Susma, sustukça sıra sana gelecek” diye…
Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi, Başbakan Ünal Üstel’i neden evinde ziyaret etmiş!..
Ve elçi, hükümete, seçim tarihine ve seçimlere mi müdahale ediyormuş!..
Bunları sorgulayanlar şaka yapıyor herhalde?
Kardeşim, tıpkı slogandaki gibi sustun ve sen sustukça sıra bir şekilde sana, bana, bize geldi!..
2020 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce Beyaz Ev’de, dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı devirmeye yönelik yemekli toplantıyı aynı elçi düzenlemedi mi?
Peki, bunun sonucunda ne oldu?
O toplantıyı düzenleyen elçi, yeniden adanın kuzeyine atandı…
Toplantıya katılan vekillerin ise kimisi başbakan oldu, kimisi de bakan!..
Toplantıyı ifşa eden gazeteci ise tam 5 yıldır kafasının üzerinde bir “giyotin” ile yaşıyor!..
Devam edelim…
Peki, elçi yeninden Kıbrıs’a atandıktan sonra ne oldu?
2025 yılında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dönemin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile köy köy gezdi, ona oy verilmesi çağrısında bulundu!..
Tıpkı 2020 yılında olduğu gibi 2025 yılında da bu duruma yeterince ses verilmedi!..
Vermek isteyen de “Vay vatan haini, vay Türkiye düşmanı” diye dışlandı!..
Laiklik mücadelesi bunun en bariz kanıtı değil mi?
O dönemde bazı sendikalar, sırf bu sebeplerle bir anda mücadeleden kopmadı mı?
Ve o sendikalar nerdeyse her hafta 2-3 kez, “Türkiye Cumhuriyeti bizim olmazsa olmamızımız” açıklaması yapmıyor mu?
Hani sanki de birileri Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef almış da, bunlar da lafla koca Türkiye Cumhuriyeti’ni koruyor!..
Tam bir yalakalık!..
Bakınız, daha UBP içerisine yapılan müdahaleden falan bahsetmiyorum!..
Tamamıyla toplumsal çerçevede kalmaya gayret gösteriyorum…
Peki, bu yaşanmış gerçekler ve ortaya konan aşırı suskunluk halinin sonucu olarak bugün aynı elçinin, başbakanı evinde ziyaret etmesi, hükümet oluşumuna karışması, seçim tarihi konusunda baskı yapması ve muhtemel olarak 6 Aralık tarihinde gerçekleşecek seçimlere müdehalede bulunmaya çalışması tuhaf bir şey mi?
Neden garipseniyor ki?
Adam ve hizmet ettiği güç, bu anlamda girdiği tüm mücadelelerin hepsini neredeyse kazanmış durumda!..
Hani karşılarında da kendilerini zorlayacak ve bu yoldan döndürecek bir güç de yok!..
Ne demişti 2020 seçimleri sonrasında muhalefet?
“Seçimlere müdahale yapıldığını gördüğümüz, anladığımız ve/veya hissettiğimiz anda seçimden çekiliriz”…
Bu söylemden sonra gerçekleşen 2025 yılındaki seçimler öncesinde, başka bir ülkenin elçisi, bir cumhurbaşkanı aday ile seçim gezisine katılıp, onun için açıkça oy istememiş miydi?
Sonuç?
2025 yılında seçimden çekilen falan olmamıştı!..
Ve seçimden sonra da o elçinin ülkesi tarafından geri çağrılması için herhangi bir talepte bulunulmadı…
O nedenle sayın elçimiz tüm bunları yapma hakkına sahiptir…
Ben bir vatandaş olarak, kendisine açılan bu yolda yaptığı her şeyi sonuna kadar destekliyorum…
Hükümete de karışsın…
Seçim tarihine de…
Seçimlere de…
UBP’nin kalmasını mı istiyor?
-UBP kalsın…
HP’nin meclise girmesini mi istiyor?
-HP meclise girsin…
CTP ana muhalefette mi kalmalı?
-CTP ana muhalefette kalsın…
TDP baraja mı takılmalı?
-TDP baraja takılsın…
Yeni Cumhurbaşkanı YDP’li mi olsun?
-Devir teslim töreninde Tufan Erhürman’ın kucaklayacağı bir YDP’li olsun…
Yıllardır gördünüz, duydunuz ama sustunuz, sustukça da memleketi bu duruma getirdiniz…
Siz sustukça sıra tek tek hepimize, şimdi de sizlere geldi!..
Başınıza gelen ve de gelecek olan her şeyi sonuna kadar hak ediyorsunuz…
Elçimiz ne yaparsa yeridir, hakkıdır, bir bildiği vardır…
Neydi o söz?
“Şeriatın kestiği parmak acımaz”…
