Ali Kişmir: TUTULMUŞTUR

1974 sonrasında kuzeyde kalan evlerin üzerine “Tutulmuştur” yazılırdı…
Hani, ilk ben geldim, ben gördüm, ben yazdım, benimdir…
O ev, o kişinin hakkı mıdır, değil midir, “Tutulmuştur” yazan kişinin Kıbrıs ile alakası var mıdır yok mudur, bunların hiçbir önemi yoktu!..
İlk gören ve yazan ganimete çöküyordu…
*
Günümüzde de Kıbrıslı Türklere ait zenginlikler aynı mantıkla belirli sermaye grupları tarafından resmen tutulmuş durumda!..
Her köşe başına ihalesiz, rekabetsiz, bol imtiyazlı yandaş bir şirket yerleştirilmiş!..
*
Ülkenin tek havaalanı, Türkiye’den gelen İş İnsanı Emrullah Turanlı’ya ihalesiz bir şekilde verildi…
Şu anda Ercan Havaalanı’nı, Turanlı’ya ait Taşyapı işletiyor!..
Hani bununla sınırlı kalsa iyi!..
Dönüp devlet, hiçbir yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmeyen bu adama ve şirketine, 59 milyon Euro vergi affı getirdi!..
Son olarak Turanlı, kendini o kadar bir dokunulmaz olarak görüyor ki, bir TV programına çıkıp bu kadar imtiyaza rağmen mağdurun kendisi olduğunu açıklamıştı!..
*
Enerji alanında ise tekelin adı AKSA…
Hükümete gelmiş her siyasi partinin gözbebeği…
Dünyada eşi benzeri olmayan alım garantili sözleşmesi ile hem KIB-TEK’i, hem de Kıbrıs Türk Toplumunu sömürmeye devam ediyor…
Düşünsenize, ülkenize bir enerji şirketi geliyor ve üretmese bile yaptığı anlaşmaya göre bu şirketi hep birlikte cebimizden ödüyoruz…
Ne kadar yardımsever bir toplumuz değil mi?
Cemil Kazancı’nın şirketi AKSA’ya bunun yanında yılda 30 milyon Dolar civarı bir de kira bedeli ödediğimizi biliyor muydunuz?
Evet, ülkemize enerji üretmek için gelen bir şirket bize değil, biz ona kira bedeli ödüyoruz…
*
Sağlık alanını tutan sermaye ise Suat Günsel’e ait Yakın Doğu Hastanesi…
Bırakınız kuzeyi, güney de dahil bölgemizin en önemli kalp operasyonları devlet hastanemizde yapılırken, toplum olarak sağlık alanında Suat Günsel’i daha da zengin yapmak için Yakın Doğu Hastanesi’ne çalışıyoruz…
Her yıl Yakın Doğu’ya ödenen sevk paraları dudak uçuklatıyor…
Ama biz istikrarlarla her yıl daha fazla insanı bu hastaneye sevk etmeye devam ediyoruz…
*
Yukarıda saydıklarımın tümü ihalesiz olduğu gibi iletişim alanında son olarak Türk Telekom’a çekilen peşkeş de ihalesiz bir şekilde yapıldı…
Artık bu alanın sahibi Türk Telekom…
Direğinden teline, kablosundan borusuna, anteninden vericisine kadar, ne varsa verdik, vermeye de devam ediyoruz…
*
Devam ediyoruz, KIB-TEK’e bildiğiniz gibi bir süre öncesine kadar ihaleli bir şekilde yakıt alıyorduk…
Baktık her şey usulüne ve yasalara uygun, derhal siyasetimiz bunu da bozdu!..
Artık ihale mihale yok!..
Hani ses eden de yok!..
Yakıt nereden alınıyor, ne kadara alınıyor, bize ne kadara satılıyor, yakıt temiz mi değil mi, kim taşıyor, kim naklediyor, kim denetliyor, hepsi birer devlet sırrı olmuş durumda…
Anladığımız, hakkını veren, bu işleri de tatlı tatlı yapıyor…
*
Gelelim cezaevi ve hastanelerde verilen yemek hizmetlerine…
Burada da karşımıza ihalesiz bir hizmet alımı çıkıyor!..
Bu hizmeti veren ana şirket Californian…
Şu anda bir mahkumun günlük yemek maliyeti yaklaşık 2 bin 150 TL, aylık maliyeti ise 64 bin 500 TL!..
Memlekette asgari ücret ise, net: 52 bin 738 TL, bürüt: 60 bin 618 TL..
Sizce de bu durum biraz tuhaf değil mi?
Bu konuda Sayıştay raporu ise şunları söylüyor;
-Yemek hizmeti yaklaşık 2.5 yıldır ihalesiz ve sözleşmesiz sürmekte…
-Yemek fiyatları maliyenin genelgeleriyle artırılmış durumda…
-Devlet, kişi başı günlük yaklaşık 73,73 TL fazla ödeme yapıyor…
-Kamu yıllık yaklaşık 23 milyon TL zarara uğruyor..
Sayıştay raporu ortada, KTAMS’ın açıklamaları ve sunduğu veriler ortada, peki neden bu vurgun bu alanda devam ediyor?
*
Aslında yukarıda sıraladığım tüm alanlar ve şirketler için bu soru geçerli?
Hükümetler bunu doğal olarak biliyor çünkü bu imkanları kendileri sunuyor…
Muhalefet bunları biliyor…
Örgütler bunları biliyor…
Toplumun neredeyse tamamı tüm bunları biliyor…
Peki, neden hiçbir şey yapılmıyor?
Bu durumda tek bir sonuca varıyoruz, sadece şirketler değil şirketlerle birlikte siyaset de malı fazlasıyla götürüyor, toplum da mezbaha sırasına dizilmiş kuzu gibi kesim vaktini bekliyor…
Aksi halde bu vurgun durumuna neden göz yumulsun ki?

  • Related Posts

    GİT DİYORSUN

    Her fırsatta bize “Beğenmiyorsanız gidin” diyorsun…İyi de nereye gidelim kardeş?Biz bu topraklarda doğduk…Gözümüzü bu topraklara açtık…İnsan aşık olduğu kendi vatanından hiç kovulur mu?Ben sana “Git” demiyorum ama gel adil olalım…

    Bitmek bilmeyen müdahele

    Mesleğe yeni başladığım ve ekran önünde olduğum dönemlerde, 15 Kasım ve 20 Temmuz tarihlerinde ‘hasta’ olmam istenirdi… Ne yazık ki o günlerden başlayıp bugünlere kadar geçen süreçte patronlar açısından pek…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Köşe yazıları

    GİT DİYORSUN

    • Eylül 20, 2026
    GİT DİYORSUN

    Bitmek bilmeyen müdahele

    • Eylül 16, 2026
    Bitmek bilmeyen müdahele

    DOLPHİN’LERDEN FİLO JET’E

    • Eylül 15, 2026
    DOLPHİN’LERDEN FİLO JET’E

    DEVLETİN VERDİĞİ ÖNEM

    • Eylül 13, 2026
    DEVLETİN VERDİĞİ ÖNEM