Geçtiğimiz hafta iki tane çok önemli olay yaşandı…
Birincisi Ektam Kıbrıs’ta, emekçilerin 35 gün boyunca, Dev-İş’e başlı Emek-İş ile birlikte ortaya koydukları direniş sonucunda Toplu İş Sözleşmesi hakkının kazanılması oldu…
Başta emekçiler ile Dev-İş’i kutlamak gerekiyor…
Tarihin en önemli mücadelelerinden ve kazanımlarından birisinin altına imza koydular…
Bu cesur ve doğru mücadelenin bir karşılığıdır…
Bazı kesimlerin, “Efendim hükümet de bu konuda doğru tavır sergiledi” görüşüne ise kısmen katılırken, genel anlamda ise katılamıyorum…
Çünkü işverenin dikta tutumu karşısında bir ‘devlet’, bir hükümet bu kadar aciz olmamalı!
Ancak diğer taraftan da bir bakanlığın, bir işvereni polise şikayet etmesinin ve mahkemede emekçilerden yana tanıklık yapmasının da tarihimizde az rastlanır durumlardan olduğunu ifade etmek gerekiyor…
Sonuç olarak bu zafer ona buna değil, emekçilere ve sendikal mücadeleye yazılır…
*
Bir başka sendikal zafer de DAÜ-SEN’den geldi…
DAÜ Rektörü Hasan Kılıç’ın bizzat müdahil olduğu ve DAÜ-SEN yönetimine karşı açıkça liste çıkarılmasına destek verdiği süreçte, DAÜ çalışanları net tavır ortaya koydu ve yüzde 73’lük bir oy oranı ile DAÜ-SEN yönetimine destek çıkarken, Kılıç ve onun arkasındaki Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’na açık bir şekilde rest çekti!
Bu bir sendikal zafer olmasının yanında aynı şekilde bir rektörün iflası, bir eğitim bakanının da hezimetidir…
Hamit Caner, Ercan Hoşkara ve tüm ekip arkadaşlarına yürekten tebrikler…
Doğru duvar yıkılmaz! Doğru mücadele hak ettiği yere gelir…
Şimdi olması gereken, eğer biraz onur varsa tabi, rektörün istifa etmesidir…
Çünkü yüzde 27’lik bir destekle o koltukta oturmaya hakkı da gücü de yoktur!..
