Barcelona Futbol Takımının, yanlış okumadınız, bir futbol takımının küçükler akademisinin Kıbrıs’ın Kuzeyine gelip kamp yapma niyetini, Kuzey Türk Cumhuriyeti’nin tanınması olarak görenler ile bu organizasyonun iptal edilmesi için afedersiniz kıçını yırtanlar aynı zihniyete sahip beyinlerdir…
Bu zihniyetin mağduru ise Kıbrıs Türk Toplumudur…
“Efendim, Kıbrıslı Rumlar bizim nefes almamızı dahi istemiyor” diyenler var…
Haksızlar mı?
O zaman Türkiye Cumhuriyeti bu konuda bize biraz nefes aldırsa olmaz mı?
Mesela Omonia ile eşleşen Beşiktaş Futbol Takımı, maçtan bir gün önce kuzeye gelsin, Acapulco Otele yerleşsin, orada kampa girsin ve oradan da güneye geçerek maça çıksın!..
Olmaz mı?
Veya Galatasaray ya da Fenerbahçe, gelecek ay Lefkoşa’daki Atatürk Statında Küçük Kaymaklı veya Çetinkaya ile bir gösteri maçı yapsın!..
Bu da mı olmaz?
Ne yani, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıdığını söyleyen ve bağımsız bir devlet olduğunu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti’nin takımları, KKTC takımları ile bir maç dahi yapmaktan kaçınıyor mu?
Yoksa onlarda mı bizlerin nefes dahi almasını istemiyor?
Kafalar çok karışık!..
Hem de Cumhurbaşkanından en alt kademeye kadar!..
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın bugün “Barcelona” konusu ile başladığı açıklamasını yayımladığı saatlerde, Beşiktaş’ın, Omonia ile eşleşmesi tam bir komedi niteliğindeydi…
Mesela Kıbrıslı Rumlara ayar verme konusunda uzmanlaşmaya doğru giden Erhürman, bugünkü kura çekimi sonrasında oluşan tabloya bakıp “Beşiktaş’ın, Omonia ile maça çıkmasını bize karşı yapılmış bir hakaret sayarız. Buradan Türkiye Cumhuriyeti’ne çağrımız futbol takımlarını bizlerin nefes dahi almasını istemeyen Rum takımlarına karşı sahaya çıkartmaması yönündedir. Aksi takdirde ikili ilişkilerimizi gözden geçirmek zorunda kalcağız” diye açıklama yapar mı?
Attığınız kahkahayı duyar gibi oldum!..
Seçim öncesinde “Kamuoyu önünde muhataplarımla asla tartışmayacağım, bunu yapmaya beni kimse zorlayamaz” diyen Erhürman’ın, tek muhatap olarak gördüğü yerin Ankara olduğu, istisnasız her gün kamuoyu önünce Hristodulidis’e ayar verme, Ankara’ya karşı ise tek söz söylememe çabasından net olarak anlaşılıyor…
Kardeşim, Kıbrıs Cumhuriyeti seni ‘sahte devlet’ olarak görüyor…
BM Güvenlik Konseyi kararları da bunu diyor…
Dolayısıyla Kıbrıs Rum Liderliğinin bu girişimleri insani olmasa da bir yere kadar anlaşılırdır…
Ancak seni tanıdığı söyleyen ve bağımsız devlet olduğunu iddia eden, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ise tanımadığın ilan eden Türkiye Cumhuriyeti’nin kuzeye ambargo uygulanmasının, güneyde ise spor müsabakalarına katılmasının açıklaması olmaz, olamaz!..
Şimdi bana kalkıp kimse “UEFA’dan ceza almamak için buna mecbur kalıyorlar” demesin!..
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını dahi tanımayan bir ülkeyi ve bu tanımama ile övünen sizleri, UEFA’nın korkuttuğunu söylemeyiniz!..
Hani önce vatan, önce toprak, önce bayraktı?
Gelelim meselenin esasına;
Bak kardeşim, Kıbrıs Cumhuriyeti, “Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımıyorum” demiyor, “Tanımadığını” söyleyen Türkiye Cumhuriyeti’dir…
Dolayısıyla sorgulanması gereken tanımamanın gerekliliklerini yerine getirmeyendir…
Tekrar ediyorum, çünkü biliyorum ki birleri buradan saldırmak isteyecektir, Kıbrıs Rum Liderliğinin, kuzeydeki organizasyonları iptal ettirme hali insani bir yaklaşım değildir, tam anlamıyla bir faşizmdir…
Benim derdim, bunu bize yapan tek yerin güney olmamasına rağmen sadece güneye tepki gösterilmesidir…
Güney, kuzey, her kim ki bu toplumun canını yakıyor, ona en azından söyleyecek bir çift sözünüz olsun…
Çünkü bahsettiğiniz omurgalı duruşun tam olarak karşılığı budur…
