2025 yılında Kıbrıslı Türkler Ersin Tatar’ı evine gönderirken, büyük umutlarla yerine Tufan Erhürman’ı getirdi.
Bu değişimin ana nedeni elbette ki Tatar’ın ve onu kukla gibi oynatan Ankara’nın ‘iki devletli çözüm modeli’ baskısıydı.
Dünya tarafından kabul görmesi imkansız olan bu dayatma nedeniyle Tatar döneminde Kıbrıs konusunda en ufak bir ilerleme sağlanamadı.
Erhürman’ın cumhurbaşkanlığı makamına gelmesiyle bu durumun değişeceği umut edildi.
Ancak bir yıla yakın bir süredir cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan Erhürman, deyim yerindeyse Tatar’ın bıraktığı yerden ‘iki devletli çözüm modelini’ dayatmaya devam ediyor.
Belki dilinde net olarak bu yok her adımında zihninde bunun olduğunu hissedebiliyoruz.
Sürekli bir önşart takıntısı, Kıbrıslı Rum Lidere cevap verme telaşı ve federal çözümü dillendirmeme çabası…
Üzgünüm ama tam bir hayal kırıklığı!
İster istemez bu durum bize geçmişi hatırlatıyor ve ‘yine CTP yine hayal kırıklığı’ dememizi sağlıyor.
Rauf Denktaş sonrasında liderlik makamına gelen Mehmet Ali Talat’ın, benzer çıkışları nedeniyle bir sonraki seçimde nasıl siyasetten emekli edildiği unutulmamalı!
Yine CTP’nin ‘düzeni değiştireceğiz’ diye her gelişinde düzene hizmet eder pozisyona düşmesi de öyle!
Her defasında kanıyoruz, ‘CTP akıllandı’ diyoruz ama günün sonunda hüsranla karşılaşıyoruz.
6 Aralık sonrası da mı böyle olacak?
Geçmiş bize bu ihtimalin yüksek olduğunu söylüyor.
Bu halk CTP’ye defalarca şans verdi ancak her defasında hayal kırıklığına uğradı.
Şimdi CTP bir şans daha istiyor!
Alternatifsizlikten dolayı belki de bu şansı en güçlü şekilde alacaktır!
Ama sonra?
Eğer düzen ve sistem değişmeyecekse 6 Aralık’ta yaşanacak olana ‘değişim’ denilemez!
Tıpkı Erhürman’ın seçilmesi değişimi getirmediği gibi düzen ve sistem aynı şekilde devam edecekse CTP’nin gelmesi de aynı şeyi ifade edecektir.
Bu toplumun bir hayal kırıklığını daha kaldırmaya tahammülü yoktur.
Düzen aynı şekilde devam edecekse değişimin de bir anlamı yok demektir.

