“Çözümün anahtarı kazan-kazan modelidir”

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili ve Parti Sözcüsü Asım Akansoy, Ada TV’de Gündem Özel Programı’na konuk oldu. Programda uluslararası gelişmelerden Kıbrıs sorununa, doğal gaz projelerinden Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Son NATO Zirvesi’nin yeni bir güvenlik anlayışının habercisi olduğunu belirten Akansoy, ABD’nin NATO üyesi ülkelerden savunma harcamalarını Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 5’i seviyesine çıkarmalarını istediğini hatırlattı. Washington’un uzun yıllardır NATO’nun mali yükünün büyük bölümünü üstlendiğini ifade ederek bu yükün artık müttefikler arasında daha adil paylaşılmasını talep ettiğini söyleyen Akansoy, aynı zamanda savunma ihtiyaçlarının büyük ölçüde ABD savunma sanayisinden karşılanmasının da beklendiğini ifade etti. Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları alanındaki başarısıyla önemli bir konum elde ettiğini ifade eden Akansoy, teknolojik kapasitenin yeni dönemin en belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini dile getirdi.

“TRUMP’IN AÇIKLAMALARI TEMKİNLİ DEĞERLENDİRİLMELİ”
ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı CAATSA yaptırımlarına da değinen Akansoy, yaptırımların yalnızca savunma sanayisini ilgilendirmediğini, finans, ekonomik ilişkiler, ihracat, ithalat ve uluslararası ticaret üzerinde de ciddi etkileri bulunduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik açıklamalarını temkinli değerlendirdiğini belirten Akansoy, özellikle F-35 programına ilişkin somut bir gelişme yaşanmadığını ifade etti. Trump’ın dostane söylemlerinin tek başına yeterli olmadığını dile getiren Akansoy, yaptırımların kaldırılması konusunda somut adımların atılmasının önemine dikkat çekti.

Avrupa’da savunma alanında önemli bir hareketlilik yaşandığını da belirten Akansoy, Avrupa Birliği ülkelerinin ortak savunma kapasitesini güçlendirmeye çalıştığını, Kanada’nın büyük ölçekli denizaltı alımı gibi örneklerin de küresel güvenlik mimarisindeki dönüşümü açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

“DOĞAL GAZ, KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNÜ DESTEKLEYEBİLİR”
Bağımlılık ve bağımsızlık kavramlarının doğru zeminde tartışılması gerektiğini ifade eden Akansoy, günümüz dünyasında mutlak bağımsızlık ya da mutlak bağımlılık anlayışının gerçekçi olmadığını söyledi.
Kıbrıs sorunu çözülsün ya da çözülmesin, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerin güçlü şekilde sürdürülmesi gerektiğini belirten Akansoy, Kıbrıs sorununun çözümüne paralel olarak Türkiye’nin bölgesel bir enerji merkezi haline gelmesini sağlayacak adımların atılması gerektiğini ifade etti.

Doğu Akdeniz’deki doğal gazın Kıbrıs sorununun önünde bir engel değil, tam tersine çözümü destekleyebilecek önemli bir unsur olduğunu kaydeden Akansoy, bölgeden çıkarılacak ya da transit geçecek doğal gazın Türkiye ve Kıbrıs üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasının hem ekonomik hem de siyasi açıdan önemli fırsatlar yaratacağını söyledi.

Kıbrıs sorununun ancak tüm tarafların kazanacağı bir “kazan-kazan” modeliyle çözülebileceğini vurgulayan Akansoy, enerji alanındaki iş birliğinin güven artırıcı bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güçlü siyasi irade ve cesur liderlikle doğal gazın çözüm sürecine katkı sağlayabilecek stratejik bir araç haline gelebileceğini ifade etti.

“DOĞAL GAZ PROJESİ ŞEFFAF YÜRÜTÜLMELİ”
Doğal gaz projesine ilkesel olarak karşı olmadıklarını vurgulayan Akansoy, asıl eleştirilerinin hükümetin süreci şeffaf yönetmemesine yönelik olduğunu söyledi.

Basında yer alan haberler kamuoyuna yansımadan günler önce konuyu hem Meclis gündemine hem de kamuoyunun dikkatine taşıdığını belirten Akansoy, projenin kapsamı, teknik ayrıntıları, hangi kaynak üzerinden yürütüleceği ve fizibilite çalışmalarına ilişkin kamuoyuna yeterli bilgi verilmediğini ifade etti.

Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanı’nın açıklamalarının ardından yaptıkları değerlendirmelerde hükümetin de süreç hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığı yönünde ciddi soru işaretleri oluştuğunu belirten Akansoy, eleştirilerinin doğal gaz projesine değil, bilgi eksikliğine ve şeffaf olmayan yönetime yönelik olduğunu söyledi.

Geçmişte su temin projesinde de benzer bir tutum sergilediklerini hatırlatan Akansoy, “Biz suya da karşı değildik, bugün doğal gaza da karşı değiliz. Ancak böylesine stratejik projelerin Meclis’in bilgisi dahilinde, ilgili teknik kurumların, uzmanların ve dairelerin katkısıyla, ortak akılla planlanması gerekir. Talebimiz, sürecin şeffaf, katılımcı ve kurumsal bir anlayışla yürütülmesidir” dedi.

  • Related Posts

    • KIBRIS
    • Eylül 25, 2026
    • 24 views
    Cezaevi çalışanlarından hükümete çağrı: Sorunlar çözülmezse eylemler büyüyecek

    KTAMS ve KAMU-SEN, Merkezi Cezaevi’nde görev yapan gardiyanların vardiya ödemeleri, terfiler ve iletişim sorunlarına dikkat çekmek amacıyla cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Sendikalar, uzun süredir çözüm bekleyen sorunların giderilmemesi halinde…

    • KIBRIS
    • Eylül 25, 2026
    • 39 views
    LTB Başkanı Harmancı’nın ünvanının ELAM baskısıyla değiştirilmesi “Cyprus Forum” öncesinde toplu iptallere sebep oldu

    Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı ile Güney Lefkoşa Belediye Başkanı Haralambos Pruntzos, Harmancı’nın toplantıya katılacağı ünvanının ELAM’ın baskısı üzerine değiştirilmesi nedeniyle gelecek hafta Güney Kıbrıs’ta yapılması planlanan Cyprus…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Köşe yazıları

    GİT DİYORSUN

    • Eylül 20, 2026
    GİT DİYORSUN

    Bitmek bilmeyen müdahele

    • Eylül 16, 2026
    Bitmek bilmeyen müdahele

    DOLPHİN’LERDEN FİLO JET’E

    • Eylül 15, 2026
    DOLPHİN’LERDEN FİLO JET’E

    DEVLETİN VERDİĞİ ÖNEM

    • Eylül 13, 2026
    DEVLETİN VERDİĞİ ÖNEM